internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2009 Salı

İnternette Bilgi Kirliliği

İnternet, her bilgi elimizin altında, bir tık a bakıyor. Google aramaları sağ olsun. Ama dikkat etmediğimiz bir şey var, internette okuduğumuz her bilgi doğru mudur?

Hayır değil.

Peki, hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu nerden bileceğiz?

Güvendiğimiz sitelerden bilgi almamız lazım. Öncelikle bir ödev araştırması yapıyorsanız yolunuz ilk olarak vikipedi den geçsin. Aradığınız konu orada yoksa konu başlığında uzman olduğunu bildiğiniz kurumların sitlerini ziyaret etmelisiniz. TÜBİTAK gibi. Yok, orada olmadı, o zaman Google’a soralım. Google’a sorarken de dikkat etmeliyiz. Çünkü Google kelimelerin anlamlarına göre arama yapmaz. Örneğin “çay” diye arama yaptınız ama siz akarsu olan çayı arıyorsunuz. O zaman “çay, akarsu” şeklinde, içilen çayı arıyorsanız “çay siyah çay” gibi aramalar yapmalısınız. Bir de aradığınız konu ile ilgili ne kadar çok anahtar kelime girerseniz, o kadar çabuk istediğiniz sonuca ulaşırsınız. Google aramaları ile ilgili bir çok yazıya rastlarsınız zaten daha uzatmayacağım.
Google’da konu ile arama yaptık ve birçok sonuç çıktı, konu olarak tavsiye, ya da sorunlarınıza çözüm (bilgisayar sorunları mesela) aramıyorsanız forum sitelerine girmenizi tavsiye etmem. Bir sitenin forum olduğunu ya da olmadığını nereden bileceksiniz? Arama yaptığınızda çıkan sonuçların sadece başlıklarına değil, geri kalan açıklamalarına da bir göz atın.

Neden forumları tavsiye etmediğime gelince;
Bir sorununuza cevap arıyorsanız ya da yeni bir eşya/araç alacaksanız ve kullanıcı görüşlerini görmek için Forumlar size yardımcı olacak birincil kapılardır.

Ama daha bilimsel bir şeyler arıyorsanız, forumların geneli kopyala-yapıştır içerik barındırır ve kopyala yapıştır içerik size yardımcı olmayacaktır.  Bu yüzden asıl kaynakları bulmaya çalışmalısınız.

Peki, benim yazdığım bilgilere neden inanasınız ki?
Yazılarımı (programlama,tasarım meraklısı ve internet gezgini) bir bilgisayar öğretmeni adayının tavsiyeleri olarak görebilirsiniz.

Bu yazı yeni internet kullanıcılarının sorularını cevaplayabilmek amacıyla yazılmıştır.

14 Kasım 2008 Cuma

Üniversite ve öğrenciler + farklar…

Blog profilimde de yazdığım gibi 19 Mayıs üniversitesi Bilgisayar ve öğretim teknolojileri eğitimi bölümü öğrencisiyim. Yani Anadolu Üniversitelerinden birinde okuyan mezun olunca öğretmen olacak bir öğrenci…


Şimdi farklı bir açıdan bakalım. Böte de okuyan ama mezun olduktan sonra sadece öğretmenlik değil, bilişim dünyasına girmişken, bilişim alanında daha büyük işler yapmak isteyen bir öğrenci (bunları kendim için değil, benim gibi olan arkadaşları göz önünde bulundurarak yazıyorum).


Birinci durumdaki gibi kalmayalım, üniversiteye lise gibi sadece gidip gelmeyelim, biraz daha alanımızda sosyal olalım diye Bilgisayar ve Teknoloji Kulübünü kurduk. Bu konuda gerçekten hevesli, bir şeyler yapmak ve başarmak isteyen arkadaşları bir araya toplayıp, bir şeyler başarmaya çalışacağız. Ama bu konuda bazen zorlanıyoruz, birçok öğrenci niye bunu yaptınız gibi tepki veriyor bize. Anlamadığım ve bu yazıyı yazma sebebim budur. Bir insan neden kendi alanında sosyal olmak ister? Bilgisayar alanında birkaç etkinlik yapmaya çalışmak ders kolik olduğumuz anlamına mı gelir? Tabii ki mezun olunca öğretmen olacağız. Bu yüzden etkinliğe katılmamıza gerek yok mu? Yani öğretmenlik 4 yılda sadece üniversiteye gidip orda verilenlerle emekli olana kadar yetinmek anlamına mı geliyor? Peki, bu öğretmenler kendilerini geliştirmezse bu bozuk diye yakınılan eğitim sistemi daha da bozulmayacak mı?


Diğer takıldığım nokta, biz üniversitede neden öğretmenlik yaparken kullanmayacağımız bilgileri öğreniyoruz? Peki, üniversitenin akademik yönü? Yani bize akademik alanda katacaklarını unutmuş olmuyor muyuz? Bu yüzden derslerde yakınmak nedendir anlayabilmiş değilim? Peki, bu yakınanlar neden bir şeyler başarmak isteyen öğrencileri düşünmezler? Onlar basit şeyleri öğrenip bırakmak istemiyorlar, iyi birer akademisyen, programcı ya da web tasarımcısı olmak arkadaşlara yazık değil mi?


Yazarken biraz daldan dala atmış gibi oldum ama bunun gibi takıldığım birçok nokta var. Mesela bu sadece benim gözlediğim kendi bölümüm (OMU Böte) için mi böyledir (öğrenciler açısından)? Yoksa birçok bölümde de aynı durum var mı?


Yazmadan geçemeyeceğim, kendini geliştirme konusunda hevesli, girişken ve sosyal arkadaşlara kolay gelsin. Yukarıdaki düşünce tarzından uzaklaşarak bir şeyler yapma çabası gerçekten zor. Biz de Bilgisayar ve Teknoloji kulübü olarak daha aktif ve sosyal öğretmen adayları yetişmesini sağlamaya çalışacağız.

11 Kasım 2008 Salı

Google Aramaları :)

Google arama sonuçlarından bloguma ulaşan internet kullanıcılarına ve (eğer varsa) blog yazılarımı takip eden herkese teşekkürler.
Google aramalarından dikkatimi çeken bir kaç sorguya cevap vermek istiyorum:
blogger da fona müzik koymak: Bunu yapabilmeniz için dinletmek istediğiniz müziği interntte bir yerlere yüklemeniz gerekir. Ya da http://muzicons.com/ adresinden müziği yükleyerek, renk ve ikon seçtikten sonra verilen kodu blogger sayfana ekleyerek bloguna müzik ekleyebilirsin. Ama bu durumda bloguna eklediğin bölüme ziyeretçiler tıklayarak müziği dinleyebilirler.

facebook sayfam açılırken müzik çalsa: (facebook sayfamda müzik çalsın) facebook daha böyle bir şey yapamıyor. Profil şarkısı ekleyebiliyorsunuz ama sayfa açılırken müzik çalma olayına hiç rastlamadım.
omu böte radyo: Omü Böte'den arkadaşlar bir radyo açmışlar, arama yapan arkadaş onu arıyor tahminimce. Ben adresi yazayım. http://radyo.boteki.com/ Yanlız radyo flatcast tabanlı olduğu için radyoyu dinleyebilmeniz için ufak bir yazılım indirmeniz gerekebilir.

formüllerle internet yapma : Arama yapan kişinin HTML den bahsettiğini düşünüyorum. İnternet sayfalarının temeli HTML dir. HTML, zengin metin işaretleme dili anlamına gelir. HTML diye google da arama yaparsanız istediğiniz sonuca ulaşabilirsiniz.
Ayrıca biz ona formüllerle internet yapma değil, HTML ile web tasarımı yapma ya da web sitesi nasıl yapılır diyoruz.

1 Kasım 2008 Cumartesi

Techno-KA'08



Samsun Karadeniz'in en büyük şehri olmaktan öte, aynı zamanda Karadeniz'in dünyaya açılan kapısıdır. İşte bu kadar önemli ve stratejik bir bölgede olan Samsunda 14. Samsun Ekonomik İşbirliği Fuarı kapsamında ilk kez Bilişim ve Teknoloji Fuarını yapmanın onurunu yaşıyoruz. Teknolojideki gelişmeleri sadece sanal ortamdan izleyebilen büyük bir kitleye teknoloji ile tanışma şansını vermek bizleri ayrıca gururlandırıyor. Yöre halkına bu imkânı sunacak olan Techno-KA'08 Popüler Teknoloji ve Bilişim Fuarı, bu yıl 30 Ekim – 02 Kasım 2008 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Fuar, Samsun'un çevre illerinden ve tüm Karadeniz ve iç Anadolu'dan 50 bini aşkın ziyaretçiyi bir araya getirerek benzersiz bir sinerji yaratacaktır.
Techno-KA da bu şekilde tamınlanıyor.




Bizde Samsunda ilk kez teknoloji fuarı açılmış dedik. Gittik, gezdik gördük.
Güzel bir fuardı. Bİlmediğimiz şeyleri öğrendik. Bazı ürünler için samsunda nerelerden bilgi alabileceğimizi gördük.  Birçok broşür aldım.


OMÜ Planetaryum Standında Planetaryum ile ilgili bilgi aldık. 
Eğitim programlarından Vitamin'in demosu vardı. Demodan görebildiğimi kadarıyla güzel bir eğitim programı. Ama Burada dağıtılabilir bir demo olsaydı ya da programı orada biraz olsun kullanabilseydik içerikleri görebilseydik daha iyi olurdu.
Bu resimlerde İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün standından. Bu standa bize intel eğitim programı kitaplarından verdiler. Bunun için çok teşekkür ederiz.



OMÜ Enerji Kulübü


Enerji Kulübü'nün Güneş enerjisi ile çalışan araba projeleri varmış. Okuduğumuz üniversitedeki bu gibi bir projeden haberimiz yoktu. Bu fuar sayesinde bundan haberimiz oldu.






Enerji Kulübü'nün de Bilgisayar ve Teknoloji Kulübü'nden haberi yokmuş.
Kısaca bilgilendirelim;
Biz Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü öğrencileri olarak, Bilgisayar ve Teknoloji Kulübü'nü kurduk. BTK(Bilgisayar ve Teknoloji Kulübü) Kurulmadan önce Bilişim Kulübü vardı ama faaliyet yapılmadığından dolayı kapandı. Biz ise yeniden bir kulüb kurduk. BTK olarak bu yıl etkinliklerimize başlıyoruz. Şimdiden bir haber. Yakında ilk etkinliğimiz olcak. :)
Kulübümüzün kalıcı ve uzun süreli olmasını dileriz.


Samsun'da güzel bir fuardı. Tekrarlanmasını, sürekli olmasını dileriz. Seneye yine görmek isteriz.
Teknolojinin sadece online kalmadığını, yaşamada yansıdığını görmek güzeldi.


Eksiklerini ilk olduğu için görmezden gelmek gerekir. Gelecek yıllarda daha iyi olması dileğiyle... :)

24 Ekim 2008 Cuma

Youtube açılmış, mı acaba?

Yaklaşık mayıs ayından beri kapalı olan youtube'a bugün bağlanabildim. Biraz tesadüfi oldu, bir sayfa açtım ve bir youtube videsu. Sonra www.youtube.com adresini ziyeret ettim, kırmızı puntolu yazı gitmiş. Ama bunun sebebi şu anda farklı DNS ayarları kullanmam olabilir, ya da gerçekten youtube açılmış olabilir. Ama bir kaç siteyi ziyaret ettim ve böyle bir habere rastlamadım. 
Youtube kapandığından beri böyle haberlere çok rastladık. Bazzen DNS değiştirerek bağlanabildik, bazen ktunnel, vtunnel kullanarak. Neyse bakalım, otomatik ayarlara döndüğümde açık olacak mı?

7 Ekim 2008 Salı

Yeni Düzenlemeler 3: Özeleştiri : Dikkat çekmek için 13 Yöntem


Evett. Sıra geldi öz eleştiri yapmaya...

Buradaki Dikkat çekmek için 13 yöntem yazısından yola çıkarak kendi özleştirimi yapacağım:

Dikkat çekmek mi istiyorsunuz?
İşte ziyaretçilerinizin dikkatini çekmek için bir kaç basit yöntem...
1. Resim kullanın.
Ziyeretçileri çekmek ve onların yazı ile ilgilenmesini sağlamak için resim gibi hiçbir şey olamaz.
Bak bu çok doğru. resim kullanmayı unutmuşum hep. Aslında en iyi ve bilindik yöntemdir. Bende resimleri çok severim. Bunu dikkate alacağım.

2. Listeler oluşturun.
Kısa ve önemli noktaları yakalandığı liste, uzun ve bitkin listelerden daha çok dikkat çeker.
Hmm. Güzel fikir listeleri pek kullanmamıştım. Listeler oluşturulmalı...

3. Yazı dizisi şeklinde yazılar oluşturun.
ziyaretçilerin daha çok geri dönüş yapabilmesi için zahmete değer ve ziyaretçilerin zamanını iyi geçirebileceği yazı dizileri yayınlayın.
Zahmete değer yazı hazırlamak zor ama yazı dizileri çok güzel ve eğlenceli olur. Hep sonraki adım merak edilir. Bu yazıyı okuduktan sonra yeni düzenlemeler diye seri yapmaya karar verdim. çok güzel oluyormuş, tavsiye ederim.

4.Blogu temiz tutun.
Uzun süreli ziyaretçileriniz olmalı. Sitenizi temiz tutun ve çöp karışıklığına gerek yok. Bazı eklentiler (widget) iyidir, ama fazlası aşıya kaçmaktır.
Haklı. Çok fazla eklenti çöplüğe döndürüyor blogu. Dikkat edilmedi. Ben de çok fazla kullanmamaya çalışıyorum.

5. Navigation (dolaşma)
Göz alıcı bir şeyler ile en iyi can alıcı noktanız olsun. Bir yazının özellileri ile ilgili birkaç resim kullanmaktan korkmayın.
Resim kullanmaktan korkma..

6.Basit tutun.
Ana fikir ile başlayın ve onunla devam edin. Birşeyi başitçe anlatabilmek için 1000 ve daha fazla kelimeye gerek yok. Hızlıca bilgiyi verin daha fazlası anlaşılacaktır.
Uzun yazılar sıkıcı oluyor, ve ziyaretçiler okumak istemiyor.(kendimden biliyorum)

7.Aktif olun.
Kimse tuğla duvar ile konuşmayı sevmez. Bu yüzden blogunuzun tüm bakımında, özellikle yorumları cevaplamada aktif olun.
Doğru söze ne denir. Aktif bloglar hem gündemi daha iyi takip eder, hem de daha çok ziyeretçi çeker.

8.Yardım sağlayın.
İnsanların bilgi ve blogunuzu niye geldikleri ile ilgili sorularına cevap verin.
Bu yazıyı okuduktan sonra böyle bir bölüm hazırlamaya karar verdim. Yakında ekleyeceğim.

9.Alçakgönüllü olun.
Eğer yanlışsanız, kabullenin. Herşeyi biliyorum'u oynamayın çünkü kimse bu tip kişiliği sevmez.
Bu önemli. Kimse ukala insanları sevmez. Zaten böyle ukala bir yapım yok. Yanlışsak kabul ederiz.

10.Motive
Okuyucularınızı cesaretlendirin ve motive edin. Yorumları için övgüler yazın, misafir yazı fırsatları teklif edin, ve ziyaretçilerinizi blog topluluğunuzun bir parçası olmaya başlamaları için motive edin.

11.Başlık yazın.
Anahtar kelimeler arama motorları içindir, ziyaretçiler için değil. Diğer bölümlere de dikkat çekmek için şahane başıklarların ve anahtar kelimelerin mükemmel kombinasyonlarını öğrenin.
İlgi çekici başlıklar yazabilmeyi öğrenmeliyim.

12.Biçimlendirme
Vurgulu kelimeleri ve söz gruplarında, blockquotes, kalın ve italik kullanın.
BBiçimlendirmeyi doğru kullanabildiğimi düşünüyorum.

13.Zaman herşeydir.
Sayfalarınız çabuk yüklenmeli, sayfa için ne gerekli ise o kullanılmalı ve çoklu java scriptler kolay yüklenmeli.
Hızlı yüklenen temalar seçmeye çalıştım.

Tabiki bu yazıyı okuyanların yorumları da benim için çok önemli. Blogumun eksiklerini yazarsanız sevinirim.

5 Ekim 2008 Pazar

Yeni Düzenlemeler 2: Tema değiştirdim

Aradım taradım, blog glog, şablon sitesi şablon sitesi gezdim, sonunda bu yeni tema yı buldum. Ama bu tema arama işi beni sinirlendirdi. Blogger XML altyapısı kullanıyor ve temalarda XML kodlanmışlar. Bundan dolayı bir ara XML'le merak salmaya karar verdim. Yanlız bu sıralar okul başlıyor. O yüzden hemen merak salamıyorum. XML'le başladığım zaman öğrendiğim şeyleri burada paylaşacağım.

4 Ekim 2008 Cumartesi

Yeni Düzenlemeler 1: Google Blogumu Beğenmiyor musun?

Ben: Google Blogumu Beğeniyor musun? Güzel mi? Google Adsense ekleyebilir miyim?

Google: Olmaz... Sayfa Türü iyi değil. Sitenizin Google web yöneticisi kalite yönergelerine uygun
olmadığını düşündüğümüzden, şu anda AdSense başvurunuzu
onaylayamıyoruz. Daha açık şekilde belirtmek gerekirse, sitenizin özgün
bir içeriğe sahip olduğunu ve içerik ağımıza değer katacağını
düşünmüyoruz. Web yöneticisi yönergelerinin tam listesi için
http://www.google.com/support/webmasters/bin/answer.py?answer=35769&hl=tr
adresini ziyaret edin.


Ben: Tamam o zaman yeni düzenlmeler yapalım. Daha kaliteli yazılar gireyim. Acaba bir süre sonra tekrar başvuru yapsam kabul eder misiniz? Zaten temayıda sevmedim. İlk bakınca güzeldi ama pek kullanışlı değil benim için... Evet yeni bir tema buldum. Şimdi onu düzenlemeye uğraşmalıyım....

27 Eylül 2008 Cumartesi

Blog Action Day : Fakirlik

Bugün dünyadaki birçok blog yazarı yoksulluk ile ilgili birşeyler yazıyor. Bende yazmak yerine biraz resim ekleyerek bu konuya dikkat çekmek istedim.
Tabi ki fakirlik sadece yukarıdaki kadar değil. Bilgi fakirliği, cahillikde bunlar arasında. 

25 Eylül 2008 Perşembe

Wordpress, Blograzzi

Wordpress alt yapısını anlamak için, bir blog açmaya kalkıştım.
qbix.wordpress.com.
İçerik teknoloji hariç her telden olacaktı. Worpress kaydımı yaptırdım sayfa düzeni ile başladım işe. Ama Blogger'a göre çok karışık geldi bana. Blogger da gerçekten çok kolay bir yönetim paneli var. İstediğin gibi değiştirilebilen teması var. (wordpress de ücretsiz üyeler için kullanılabilir tema azdı). Neyse bir süre çabaladıktan sonra bir düzen tutturdum ama kendim de beğenmedim açıkçası.

Sonra blogu Blograzzi'ye kayıt ettireyim dedim. Doğal olarak kabul etmediler. (ben olsam bende kabul etmem) Sebeb olarak "içerik yok" yazmışlardı. Tabi bir yazı yazıp sonra kabul etmelerini beklemek çok saçma.

Bir yanım "Wordpress yapısı öğren" derken, bir yanımda " bu kadar hakim olduğun Blogger varken neden onla uğraşasın ki zaten çok karışık" diyor. Ama ikinci taraf ağır bastı. Yine Blogger la çalışacağım heralde.. Ama 2 blog birden idare etmekte zorlanabilirim gibi gözüküyor. Bakalım, sonu ne olacak...

17 Eylül 2008 Çarşamba

Doğru İletme (Forward) Yöntemi

E-posta kutunuzdaki forward mailleri bilirsiniz. "şunu yap dileğin kabul olsun" falan.
Bu mailler geldiğinde asıl içeriği görebilmeniz için, daha önceden kimlere gönderilmişse (ki bu sayı çok fazladır) onların mail adresleri yazılır. Gerçekten kalabalık bir listedir bu.

Bu liste sayesinde e-mail adresiniz istemediğiniz kişilerin ellerine geçebilir. Tanımadığınız bir çok kişi sizi MSN kişi listelerine ekleyebilirler v.b.

Pek bu tip durumlarla karşılaşmadım ama yinede bana gelen maillerde bu uzun email adresleri listesi varsa aşağıdaki yazıyı yazı boyutunu en büyük ayarlayarak cevap olarak yollarım.

1- Size gelen iletiyi (iletinin en son okuduğunuz halini) forward ya da ilet tuşuna bastıktan sonra iletide bulunan tüm adresleri silin. İletide gönderilmek istenilen mesaj dışında bir şey kalmasın. Böylece alıcınız iletiyi, daha rahat okuyacak, iletiyi gönderenin de adresi yayılmayacak.
2- İletileri göndereceğiniz kişiler, bildiğiniz gibi üç farklı pencerede adresleniyor. Kime (to), Bilgi (cc) ve Gizli (BCC). İletileri göndereceğiniz adresleri Kime (to) ve Bilgi (cc) penceresine yazarsanız tüm alıcılar diğerlerinin adreslerini görür. Bu nedenle ileti göndereceğiniz kişileri kesinlikle gizli (BCC) kısmına yazın, böylece mail attığınız kişilerin birbirlerinin adresini görmesini engellersiniz. Eğer iletiyi gönderdiğiniz kişi bu yöntemi kullanmıyorsa, geldiği gibi adresleri silmeden iletiyorsa, hiç değilse sizin adresiniz dışında arkadaşlarınızın adresini korumuş olursunuz. 
 3- Size çok forward ileti yollayan kişilere mutlaka bu maili gönderin ki, o da sizi gizli kısmına yazsın ve adresiniz iletiyi alan diğer kişilerce görünmesin.

13 Eylül 2008 Cumartesi

Google'ın Anlamı

Bir okula stajyer olarak giden ingilizce öğretmeni adayı arkadaşımıza öğrenciler bir soru sorarlar...

-Google ne anlama gelir?

Tabiki arkadaşımız o anda cevap veremez. Çünkü o Google'ı sadece bir arama motoru olarak bilir. İnternette bişey araması gerekse ilk soracağı Google'dır. Nasıl olsa o hemen cevabı verir.

Google 'googol' kelimesi üzerinde oynanarak oluşturulmuş bir kelimedir.

Peki 'googol' nedir?

'Googol' 10 üzeri 100 sayısının adıdır. yani birin yanına 100 tane 0 koyduğumuzda ortaya çıkan o uzun sayının adıdır.

Eğer bir gün birisi bunu "Google nedir, kelime olarak ne anlama gelir diye sorarsa (ki düşük bir ihtimal olarak görüdüğünüz için okurken gülüyor olabilirsiniz.) cevabınız olsun...

Google'ın Profil sayfasındaki açıklama;
Google, "googol" sözcüğünün üzerinde oynanılmasıyla ortaya çıkmıştır.
Edward Kasner adındaki Amerikalı matematikçinin yeğeni Milton Sorotta tarafından üretilmiş olan "googol" sözcüğü 1 ve onun ardından 100 sıfırın gelmesiyle oluşan rakamı belirten matematiksel bir terimdir.
Google'ın bu terimi kullanması, şirketin web'deki ve dünyadaki bilgi selini organize etme misyonunu yansıtır.



http://www.google.com.tr/intl/tr/profile.html


8 Eylül 2008 Pazartesi

İyiki Doğdun Google

Google dün 10 yaşına girmiş...
İyiki Doğdun Google...
Sen olmasaydın biz ne yapardık????

Google, 1998 de doktora yapan iki öğrenci (Larry Page ve Sergey Brin) tarafından kuruldu. Google farklı kılan, onu bu kadar popüler yapan Pagerank algoritması.
Google'dan önce arama motorları sadece ahantar kelime ya da meta arama kullanarak arama yaparmış.
Google ise size en doğru arama sonuçlarını getirmeyi amaçlar. Bir siteye ne kadar çok bağlantı verilmişse pagerank için o kadar çok oy kullanılmış demektir. Ve arama sonuçlarında da pagerank değerine göre sıralama yapılır. Google'ı Google yapan budur.

Google'ın bazı bölümlerinde lego kullanılmış olan ilk orjinal Google sunucusu;



2008 mart ayında Douglas Merrill İTÜ Bilgisayar Kulübünün davetlisi olarak geldiği Türkiye'de tam 45 dakika süren harika bir sunum gerçekleştirdi. Google hakkında bilmek istediğiniz her şeyi bu sunumdan öğrenebilirsiniz. Gerçekten çok bilgilendirici bir sunum...


http://www.chip.com.tr/video/Google-Turkiye-deydi-Turkce-dublaj-19_198.html


6 Eylül 2008 Cumartesi

Bu Sayfadaki Sol Sütundaki Siteler

Bu sayfanın Sol sütununda bir çok site ismi var. Nedir bunlar?

  • Twitter : Şu anda ne yapıyorsun? sorusunun cavabını yazıp, arkadaşlarınızla yada blog/sitenizde paylaşabilmenize yardımcı olur.
  • Del.icio.us : Yer imleri (sık kullanılan internet siteleri) ni online kaydedebileceğiniz, arkadaşlarınızın da yer imlerini görebilmenizi sağlayan site.
  • Technorati : Blog arama motoru 
  • Blograzzi : Blog dizini ve arama motoru kimliği üzerine kurulmuş web sitesidir. Veritabanında yer alan blogların farklı kaynaklardan derlenen istatistikleri ve kullanıcıların katkısı ile kendisine özel algoritmasının sayesinde blogları puanlama ile listelemektedir. Blograzzi puanı ile bloglar popülerliğine göre sıralanmakta ve diğer istatistikler ile birleştirip farklı kriterler bazında listelenmektedir. Blograzzi’ye kayıt olan internet kullanıcıları istedikleri bloglar için yorum yazabilmekte, beğendikleri blogları favorilerine ekleyebilmekte ve bloglara oy verebilmektedirler. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Blograzzi)
  • friendfeed : Adından da anlaşılacağı gibi üyelerinin nerede ne yaptıklarını paylaşan sitedir. Nerede kısmını siz üye olduğunuz ve friendfeed'in desteklediği sitelerdeki kullanıcı adını veriyorsunuz, friendfeed sizin yaptıklarını paylaşıyor.

Bunlar benim web'deki ilk adımlarım çerçevesinde kendi bildiğimce (ve vikipedi'nin birazcık  yardımıyla) yazılabilen yazılardır. Tabiki yukarıdaki tanımlar sitelerin tam tanımları olmayabilir. Bu yazının amacı; ingilizce bilmeyen ya da bu siteleri daha önce hiç duymamış olan arkadaşların "buradaki yazılar ne anlama geliyor?" merakından kurtarma çabasıdır.

Turkcell, Facebook, Google, Mynet....

Turkcell'in yeni bir reklamı var. (videosunu bulabilirsem ekleyeceğim.)
Çok hoş bir reklam. Telefon yardımı, internet aracılığıyla çocuklarına isim buluyorlar.
Bende bu reklamdan sonra telefonla facabook'a bağlanmak nasıl olur diye düşündüm. Telefonun tarayıcı bölümüne girdim. URL'ye git seçeneğini buldum ve URL bölümüne www.facebook.com yazdım. Facebook anasayfası ingilizce olarak karşımdaydı. Giriş yaptım ve status bölümünü güncelledim. :)
Ayrıca Facebook'daki resimleri de (grupların resimleri gibi) telefonumdan görebiliyordum.
Ufacık bi telefondan internete bağlanabilmek hoşuma gitti.

İnternete girmişken birde Google araması yapayım dedim. (reklamdakiler gibi). Telefon ekranında Google logosunu görmek nedense bir sevinç yarattı bende... Çünkü elimdeki çok çok fazla özellikli bir telefon değildi, ve onla bile Google'a bağlanabilmiştim.

Tek problemim telefondan email atamamak oldu. Bunun için telefona gerekli ayarlar girilmesi gerekiyor. Bir ara onuda deneyip sonuçları yazacağım...

Diğer siteleri deneyemedim çünkü internetteki kota sorunu telefonda kontör sorununa dönüşüyor. Lütfen kotayı aşmayalım...

2 Eylül 2008 Salı

Google Chrome

İşte oldu. Sonunda Google kendi tarayıcısını çıkardı. Adını Google Chrome koydu.
Şu anda bu yazıyı bu yeni tarayıcıyı kullanarak yazıyorum.
Daha ilk kullanışım ama beğendim. Yani Kullandığım internet tarayıcıları arasında bir sıra yaparsam;

  1. Opera
  2. Google Chrome
  3. Firefox
  4. İnternet Explorer
olur. Bu sıralamayı yaparken hız faktörünü ön planda tutuyorum.  Görsel açıdan beğendim bu tarayıcıyı. Şimdilik beta sürümü olmasına rağmen güzel gözüktü buradan. Ama kullandıkça göreceğiz eksi ve artılarını.
O zaman bir yorum daha yazarım.

İnternet kullanıcılarının büyük bir çoğunluğunun internet=Google olarak algılıyor. Google bu kadar büyümüşken, bu tarayıcının da, internet tarayıcıları arasında iyi bir yer alacağına inanıyorum. Çünkü bizde "Google ne yaparsa güzel yapar" anlaşıyışı yerleşmiş durumda. (en azından benim için öyle.)

Şimdi Google kendi tarayıcısını o kadar tanıtmış benim tekrar buraya özelliklerini yazmam doğru olmaz. O yüzden direk linki yazıyorum.

Google Chrome'nin özellikleri
Google Chrome indir

28 Ağustos 2008 Perşembe

Hayır Facebook sen yapma...

Hayır olamaz, e posta kutuma dolan onca forward mailden sonra olamaz. Şaka olmalı bu.

eposta kutumuzu dolduran mailler var bilirsiniz;

"Bu mesajı 10 kişiye gönder dileğin kabul olsun"

"Bu maili 10 kişiye göndermezsen msn paralı olacak"

"Bu maili göndermezsen 3 yılın şanssız geçecek"

Bu tip mesajlar önce cep telefonlarında başladı. İnternet yaygınlaştıkça mail olarak gelmeye başladı. Sonra Facebookda "forwardla ne olacağını gör" mesajları başladı.

Şimdi ise Facebook gelen kutuma bir mesaj gelmiş;

"Facebook son zamanlarda aşırı derecede kalabalıklaştı. Birçok kullanıcı Facebook'un yavaşlamasından şikayetçi. Kayıtların gösterdiğine göre bunun sebebi çok fazla aktif olmayan kullanıcı olması. Öte yandan çok fazla yeni Facebook kullanıcısı var. Biz bu mesajı, kullanıcıların aktif olup olmadığını bulmak için çevrenize gönderiyoruz. Eğer aktif kullanıcı iseniz lütfen 15 kişiye bu mesajı kopyala+yapıştır yapın (yani gönderin diyor).

Bu mesajı 2 hafta içinde göndermeyenler, yeterli boş alan açılabilmesi için tereddütsüz silinecektir.
Eğer Facebook hâlâ çok kalabalık olursa kibarca bir parça bağış isteyeceğiz (ödemeli yapacaklar). Fakat bu mesajı tüm arkadaşlarınıza gönderdiğinizde bize kimlerin aktif kullanıcı olduğunu gösterecek ve üyeliğiniz silinmeyecektir.

Facebook kurucusu ,
Mark Zuckerberg

"

Bu konu hakkında bilgisi olan var mı? Bu da bir forward mail değil mi? Bu da bir msn paralı olacak şakası değil mi?

27 Ağustos 2008 Çarşamba

İnternet hastalıkları

Bilgsayarı her açtığımda ilk olarak operayı da açarım. Ve yeni bildirim penceresi görüntüler opera...

Bu yeni bildirimlerden birisi Blog ve Wolkancadan bir yazı idi.

İnternet hastalıkları 

Ego sörfü: Düzenli aralıklarla Internet'te kendi ismini aratan ve hakkında Internet'te ne gibi bilgilere ulaşıldığını kontrol eden kişilerin yakalandığı rahatsızlık. 

Bu gerçekten bi rahatsızlık olabilir. Dikkatli olun...

Enfornografi: Grafi ve enformasyon sözcüklerinden türetilmiş bu kelime, "bilgi açlığını Internette dindirmeye çalışma" olarak tanımlanıyor.

İşte bunun hastalık olduğunu düşünmüyorum. Eğer hastalıksa yakalanan çok az. Çünkü internet kullanıcıların bir çoğu (tanıdığım kitle) internetten ödev yapmak hariç bilgi açlığını dindirmeye çalışmıyor. Enfornografi hastalarını tebrik etmek lazım. Hasta olarak nitelendirmek değil...


Blog ifşacılığı: Bilinmemesi ve yayılmaması herkes açısından faydalı olan bilgileri on-line yayınlama merakı.

Bu hastalığa yakananlar var mı?

Youtube-Narsizmi: Kendisini tanıtmak için sürekli kendi videolarını Internet sitelerinde yayınlama, yayınlatma.

Youtube-Narsizmi biraz ego tatmim etmeye ya da kendini sürekli kanıtlama çabasına benziyor.

Myspace Taklitçiliği: Internet'te başka bir kişiliğe, başka bir role bürünme takıntısı.

Bu bir takıntı olabilir mi? Olabilir. Kendinde olmayan özellikleri yazarak farklı bir kişiliğe bürünme. Kişilik karmaşası gibi. Madem farklı biri olmak istiyosun bunu internette yazarak değil öyle davranmaya çalışarak  denemelisin.

Google Takibi: Tüm yakınları ya da tanımadıkları kişiler hakkında Internet üzerinden bilgi edinmeye çalışmak.

Artık bunun yerine Facebook kullanılıyor. Ama yok facebook beni kesmedi derseniz google takibi yapmaya devam edin. Kim, nerede, nezaman, kiminle?  Bana biraz komik geldi açıkçası. 

Siberhondrik: En ufak bir hastalık belirtisinde, doktora gitmek yerine Internetten tedavi yöntemleri arama.

İşte internet kullanmayı hayatına adapte etmiş insan. Güzel bir şey ama. 

Photolurking: Internet'te saatlerce başkalarının fotoğraf albümlerine bakma.

Bu biraz ilginç geldi bana yroumsuz bırakacağım.

Wikipedializm: Günün önemli bir kısmını internet anskilopedisi Wikipedia’ya katkıda bulunmak, yazılar yazmak ve metinlerde tashih yapmaya harcamak.

Böyle yapan insanları tebrik ediyorum. Wikipedia'dan bilgi alan bizler için çalışıyorlar. Günün önemli bir kızmını başka insanların bilgi alması için harcıyorlar.

Crackberry: Özellikle yöneticilerin yakasına yapışan bu hastalık, adını daha çok kurumsal iletişimde kullanılan, e-posta alıp gönderebilinen, Internet'te sörf yapılabilen ’avuç içi’ bilgisayar türü Blackberry telefonlarından alıyor.

Tanımda da dediği gibi kurumsal bir tip. Biz öğrenci olduğumuz için yorum yapamayacağım.

Cheesepodding: Türkçe’de tam karşılığı olmayan bu sözcük ise, zamanının büyük kısmını internetten şarkı indirmekle geçirenler için kullanılıyor.

:) İşte bu tam bir hastalık. Birde bunun bir ileri aşaması var. İnternetten Sürekli oyun indiren kesim.

(alıntılar italik, yorumlarım normal yazı olanlardır)

İnternet Hastaalıkları yazısı için; http://blog.wolkanca.com/internet-hastaliklari/

22 Ağustos 2008 Cuma

Facebook Artık Tamamen Türkçe....

Hergün bilgisayarı açtığımda, ilk bağlandığım sitelelerin arasında Facebook'da var. Giriş sayfasını açtığımda Türkçe bişeyler yazdığını fark ettim. kendi kendime "acaba yanlış siteye mi girdim" diye düşündüm ama  değil bu bildiğimiz Facebook. Artık Türkçe olmuş. Şaşırdım ve güzel olduğunu düşündüm. Ama giriş yaptıktan sonra yine ingilizce ile karşılaştım.

Şimdi eğer Facebook'u Türkçe kullanmak istiyorsanız;

(Yeni Facebook görünümü kullananlar için)

Settings -> Account Settings -> açılan sayfada Language tıklayın -> Primary Language yazısının yanındaki açılır listeden Türkçe'yi seçin ve Facebook'u eklentisiz olarak Türkçe kullanın...

13 Ağustos 2008 Çarşamba

Yahoo.com.tr

Yahoo, Türkçe anasayfasını açmış. Bugün fark ettim. Ne zaman türkçe sayfa açılacak diye merak ediyordum. 

Asıl dikkatimi çeken Yahoo'nun hazırladığı şu resim oldu...



Yahoo dantelini örtmüş, ziyaretçilerini bekliyor.