30 Ağustos 2008 Cumartesi

Blogger Blogunuza Son yorumlar Bölümünü Eklemek...

Blogger kullanıcısı iseniz ve blogunuza Son Yorumlar bölümünü eklemek istiyorsanız;
Blogger hesabınıza giriş yapınız, ve kontrol panelinden Yerleşim'e tıklayınız. Açılan sayfada Gadget Ekle'ye tıklayınız. Açılan sayfada Besleme'ye tıklayınız. Besleme URL'si yazan bölüme blogunuzun yorum RSS url sini yazınız. Örneğin benim blogum için; http://websakini.blogspot.com/feeds/comments/default. Adresi yazdıktan sonra Devam'a tıklıyoruz. Öğe tarihleri, Öğe kaynakları/yazarları Bölümlerine de tik koyduktan sonra Kaydet tıkladığımızda işlem tamamdır.
Artık bu bölümü Yerleşim sayfa öğreleri bölümünden sayfanın istediğiniz yerine yerleştirebilirsiniz.

29 Ağustos 2008 Cuma

28 Ağustos 2008 Perşembe

Hayır Facebook sen yapma...

Hayır olamaz, e posta kutuma dolan onca forward mailden sonra olamaz. Şaka olmalı bu.

eposta kutumuzu dolduran mailler var bilirsiniz;

"Bu mesajı 10 kişiye gönder dileğin kabul olsun"

"Bu maili 10 kişiye göndermezsen msn paralı olacak"

"Bu maili göndermezsen 3 yılın şanssız geçecek"

Bu tip mesajlar önce cep telefonlarında başladı. İnternet yaygınlaştıkça mail olarak gelmeye başladı. Sonra Facebookda "forwardla ne olacağını gör" mesajları başladı.

Şimdi ise Facebook gelen kutuma bir mesaj gelmiş;

"Facebook son zamanlarda aşırı derecede kalabalıklaştı. Birçok kullanıcı Facebook'un yavaşlamasından şikayetçi. Kayıtların gösterdiğine göre bunun sebebi çok fazla aktif olmayan kullanıcı olması. Öte yandan çok fazla yeni Facebook kullanıcısı var. Biz bu mesajı, kullanıcıların aktif olup olmadığını bulmak için çevrenize gönderiyoruz. Eğer aktif kullanıcı iseniz lütfen 15 kişiye bu mesajı kopyala+yapıştır yapın (yani gönderin diyor).

Bu mesajı 2 hafta içinde göndermeyenler, yeterli boş alan açılabilmesi için tereddütsüz silinecektir.
Eğer Facebook hâlâ çok kalabalık olursa kibarca bir parça bağış isteyeceğiz (ödemeli yapacaklar). Fakat bu mesajı tüm arkadaşlarınıza gönderdiğinizde bize kimlerin aktif kullanıcı olduğunu gösterecek ve üyeliğiniz silinmeyecektir.

Facebook kurucusu ,
Mark Zuckerberg

"

Bu konu hakkında bilgisi olan var mı? Bu da bir forward mail değil mi? Bu da bir msn paralı olacak şakası değil mi?

27 Ağustos 2008 Çarşamba

İnternet hastalıkları

Bilgsayarı her açtığımda ilk olarak operayı da açarım. Ve yeni bildirim penceresi görüntüler opera...

Bu yeni bildirimlerden birisi Blog ve Wolkancadan bir yazı idi.

İnternet hastalıkları 

Ego sörfü: Düzenli aralıklarla Internet'te kendi ismini aratan ve hakkında Internet'te ne gibi bilgilere ulaşıldığını kontrol eden kişilerin yakalandığı rahatsızlık. 

Bu gerçekten bi rahatsızlık olabilir. Dikkatli olun...

Enfornografi: Grafi ve enformasyon sözcüklerinden türetilmiş bu kelime, "bilgi açlığını Internette dindirmeye çalışma" olarak tanımlanıyor.

İşte bunun hastalık olduğunu düşünmüyorum. Eğer hastalıksa yakalanan çok az. Çünkü internet kullanıcıların bir çoğu (tanıdığım kitle) internetten ödev yapmak hariç bilgi açlığını dindirmeye çalışmıyor. Enfornografi hastalarını tebrik etmek lazım. Hasta olarak nitelendirmek değil...


Blog ifşacılığı: Bilinmemesi ve yayılmaması herkes açısından faydalı olan bilgileri on-line yayınlama merakı.

Bu hastalığa yakananlar var mı?

Youtube-Narsizmi: Kendisini tanıtmak için sürekli kendi videolarını Internet sitelerinde yayınlama, yayınlatma.

Youtube-Narsizmi biraz ego tatmim etmeye ya da kendini sürekli kanıtlama çabasına benziyor.

Myspace Taklitçiliği: Internet'te başka bir kişiliğe, başka bir role bürünme takıntısı.

Bu bir takıntı olabilir mi? Olabilir. Kendinde olmayan özellikleri yazarak farklı bir kişiliğe bürünme. Kişilik karmaşası gibi. Madem farklı biri olmak istiyosun bunu internette yazarak değil öyle davranmaya çalışarak  denemelisin.

Google Takibi: Tüm yakınları ya da tanımadıkları kişiler hakkında Internet üzerinden bilgi edinmeye çalışmak.

Artık bunun yerine Facebook kullanılıyor. Ama yok facebook beni kesmedi derseniz google takibi yapmaya devam edin. Kim, nerede, nezaman, kiminle?  Bana biraz komik geldi açıkçası. 

Siberhondrik: En ufak bir hastalık belirtisinde, doktora gitmek yerine Internetten tedavi yöntemleri arama.

İşte internet kullanmayı hayatına adapte etmiş insan. Güzel bir şey ama. 

Photolurking: Internet'te saatlerce başkalarının fotoğraf albümlerine bakma.

Bu biraz ilginç geldi bana yroumsuz bırakacağım.

Wikipedializm: Günün önemli bir kısmını internet anskilopedisi Wikipedia’ya katkıda bulunmak, yazılar yazmak ve metinlerde tashih yapmaya harcamak.

Böyle yapan insanları tebrik ediyorum. Wikipedia'dan bilgi alan bizler için çalışıyorlar. Günün önemli bir kızmını başka insanların bilgi alması için harcıyorlar.

Crackberry: Özellikle yöneticilerin yakasına yapışan bu hastalık, adını daha çok kurumsal iletişimde kullanılan, e-posta alıp gönderebilinen, Internet'te sörf yapılabilen ’avuç içi’ bilgisayar türü Blackberry telefonlarından alıyor.

Tanımda da dediği gibi kurumsal bir tip. Biz öğrenci olduğumuz için yorum yapamayacağım.

Cheesepodding: Türkçe’de tam karşılığı olmayan bu sözcük ise, zamanının büyük kısmını internetten şarkı indirmekle geçirenler için kullanılıyor.

:) İşte bu tam bir hastalık. Birde bunun bir ileri aşaması var. İnternetten Sürekli oyun indiren kesim.

(alıntılar italik, yorumlarım normal yazı olanlardır)

İnternet Hastaalıkları yazısı için; http://blog.wolkanca.com/internet-hastaliklari/

Şablon Değişikliği

Daha 1 ay bile olmadı bu blogu açalı. Ama nedense şablonu değiştirme ihtiyacı duydum. 

Bundan önceki Şablonda güzeldi ama teknoloji ağırlıklı bir blog için fazla koyu renklı idi. 


26 Ağustos 2008 Salı

Formüller :(

Formül ezberlemeyi hiçbir zaman sevmedim. Ama asıl olan ezberlemek değil öğrenmektir. Öğrendiğim dersleri herzaman sevmişimdir.

Bu aralar fizikle formülleriyle başım belada. Çok fazla bilgisayar başında olduğum için aklıma komik (mantıklı ya da mantıksız) bir şey geldi. Formül ezberlemeyi belki kolaylaştıracak bir resim. Masaüstü resmi olarak kullanılabilir... :)


22 Ağustos 2008 Cuma

Facebook Artık Tamamen Türkçe....

Hergün bilgisayarı açtığımda, ilk bağlandığım sitelelerin arasında Facebook'da var. Giriş sayfasını açtığımda Türkçe bişeyler yazdığını fark ettim. kendi kendime "acaba yanlış siteye mi girdim" diye düşündüm ama  değil bu bildiğimiz Facebook. Artık Türkçe olmuş. Şaşırdım ve güzel olduğunu düşündüm. Ama giriş yaptıktan sonra yine ingilizce ile karşılaştım.

Şimdi eğer Facebook'u Türkçe kullanmak istiyorsanız;

(Yeni Facebook görünümü kullananlar için)

Settings -> Account Settings -> açılan sayfada Language tıklayın -> Primary Language yazısının yanındaki açılır listeden Türkçe'yi seçin ve Facebook'u eklentisiz olarak Türkçe kullanın...

19 Ağustos 2008 Salı

Kurt Baba...

Bir çocuk oyunudur Kurt Baba... Peki teknoloji ile ne ilgisi var?

Bu oyunda 1 kişi kurt baba olur. ve diğer çocuklar onun etrafında yuvarlak oluşturur ve dönerek şunu söylerler;

Ormanda gezer iken Kurt Babaya rastlar iken, Kurt Baba Kurt Baba ne yapıyosun?

Kurt Baba cevap verir; "Yemek yiyorum" der ve yemek yiyormuş gibi hareketler yapar..

çocuklar devam eder şarkıyı söylemeye...

ooo Afiyet olsun.. Ormanda gezer iken Kurt Babaya rastlar iken, Kurt Baba Kurt Baba ne yapıyosun?

Kurt Baba bu kez; "dişlerimi fırçalıyorum" der.

çocuklar devam eder;

ooo kolay gelsin.. Ormanda gezer iken Kurt Babaya rastlar iken, Kurt Baba Kurt Baba napıyosun?

tabi burda Kurt Baba nın cevapları değişkendir istediği birşey söyler ve oyunu bitirmek istediğinde "sizi yemeye geliyorum" der, çocuklar kaçar, Kurt baba olan çocukda birisini yakalar ve yakalan çocuk kurt baba olur...

Bende oynadım çocuklarla bi kaç kez bu oyunu ve Kurt Baba olan çocuğun verdiği cevaplardan birisi

"dıkşınlı oyun oynuyolum" idi. Buradaki dıkşınlı oyun, Battlefield 2 ve çocuk 3.5 yaşında....

İşte bu yaşta bilgisayar çocuk için bu anlama gelmeye başlamış. Bilgisayarda oyun oynanır, resimlere bakılır ve çizgi film izlenir. Çocuklar bu kadar bilgisayara meraklıyken bilgisayarı neden biraz olsun eğitim amaçlı kullanmıyoruz? 

Kullanmıyoruz çünkü ailelerin birçoğunun bilgisayarın eğitim yönünden haberi yok (bence)...

En basit çocuk oyununda bile çocuğun aklına dıkşınlı oyun geliyo. İşte bilgisayar bu kadar hayatına girmiş... 

Bir bilgisayar öğretmeni adayı olaraka söylemek istediğim bu aleti sadece oyun için kullanmayalım, daha başka özellikleri de bunun. Eğitim alanında da yardımcı olabilir....

Güzel bir tatil geçirmeniz Dileğiyle....

13 Ağustos 2008 Çarşamba

Yahoo.com.tr

Yahoo, Türkçe anasayfasını açmış. Bugün fark ettim. Ne zaman türkçe sayfa açılacak diye merak ediyordum. 

Asıl dikkatimi çeken Yahoo'nun hazırladığı şu resim oldu...



Yahoo dantelini örtmüş, ziyaretçilerini bekliyor.

9 Ağustos 2008 Cumartesi

Google Doodle



Google bu günlerde Pekin'de yapılan olimpiyatlara özel logolar hazırlıyor. Google'ın özel günlerin değerini bilmesi ve çok sade olan tasarımına böyle bir güzellik katması çok hoş bir olay. Bakalım Olimpiyatlar bitene kadar kaç değişik doodle göreceğiz.


Google bu özel günlerde hazırladığı logolara Doodle diyor. Google'ın tüm doodle larına ulaşmak için buraya tıklayınız.

8 Ağustos 2008 Cuma

Beijing(Pekin) 2008 Olimpiyat Oyunları



Bugün Beijing (Pekin) 2008 Olimpiyat Oyunlalrı başlıyor...
24 Ağustosa kadar sürecek olan olimpiyat oyunları için Google'da bir logo yaptı.
Logo gerçekten çok güzel olmuş. Olimpiyat oyunlarının halkaları Google'ın oo ları yerine konularak hazırlanmış...

Bilgisayar Nedir?

Bu kez Forumlar arası yolculuğumda bir konuya rastladım. Bilgisayar nedir?

Bilgisayar; İnsanları kendisine bağlayan, ama insanlar bu bağları koparmasın diye iplerini görünmez kumaştan yaptıran bir elektronik alet. Gününüzün büyük bölümünü başında geçirdiğiniz kablo yığını. Müzik dinlemenizi kolaylaştıran alet. Sosyallikten uzak tutarken, başka bir sosyalliğe yakınlaştıran ekran. Birde kabloları arasına interneti kattıysa tamamdır. Çünkü görünmez halatları bağlamış olursunuz.

Bilgisayar, öğrenmesi kolay birşey. Bana hep sorarlar bilgisayar bölümünde okumak zor mu diye? Kişiye göre zorluğu kolaylığı değişir. Nasıl mı? Bilgisayar ile aranıza sıkı bir bağ koyarsanız bilgisayar ile ilgili bölümlerden birisini okumanız çok kolay olur. Onla hergün ilgilenmelisiniz. Ama oturmayı sevmiyorsanız bölüm gittikçe zorlaşır. 

Burda aklıma Kim Güler Bilgisayara? kitabından birkaç alıntı eklemeliyim.

- "0,1,2,3,4,5,6,7,8,9,A,B,C,D..." diye sayıyorsanız...
- Rüyalarınız 256 renkse...
- Uyumaya çalışırken sleep(8 * 3600) diye
düşünüyorsanız...
- Asansöre bindiğinizde gitmek istediğiniz kata ait
düğmeyi çift tıklıyorsanız...
... biraz dikkatli olsanız iyi olur.

Bir yazılımcı, bir
makine mühendisi ve bir petrol mühendisi sıcak bir yaz günü arabayla yola çıkmışlar. Bir süre gittikten sonra araba birden durmuş.
Petrol mühendisi;
“Büyük olasılıkla benzindeki bir pisliktendir” demiş,
“Son zamanlarda rafinerideki bir arıza yüzünden üretim kalitesi oldukça düştü.”
“Bence benzin pompası...” diye lafa karışmış makine
mühendisi. “Bu otomobillerde tasarım hatası olduğunu hep söyledim.”
Yazılımcı fikrini söylemeden durur mu?
“Bence çok fazla pencere açık... Birkaç tanesini kapatıp bir daha deneyelim”.

7 Ağustos 2008 Perşembe

Bilgisayarla ilgili sorular sorunlar….

Yeni kullanıcıların ya da bilgisayar biliyorum diye geçinenlerin soruları… (Yanlış anlaşılmasın ikisini aynı kefede tutmuyorum.)
Yeni kullanıcıları önemsemiyorum da (yani normal karşılıyorum), bilgisayar biliyormuş gibi gözükenlere şaşıyorum..
Sorulara gelelim:
- Kablosuz ağlarda güvenli olmayan ağ diye bir şey bulduk bağlansak bir şey olur mu?
- Olmaz...
- (bilgisayar öğrencisi) Güvenli mod ne?
- Bilgisayar açılırken bios ekranından sonra sürekli f8’e basın. Ekrana bir şeyler gelir oradan güvenli modu seçin.
- Yok ya yapamam ben onu…

- ya ekrana bişey oldu gelip bakar mısın?
- (5 kat indikten sonra) ya sen gelene kadar ekran düzeldi, kusura bakma…
- :(
- MSN de görüntülü konuşma yapamıyoruz neden?
- Kim bilir bilgisayar ne yaptınız?
- Efendim?
- Yok bişey…
- Facebook hesabı nasıl siliniyor?
- Ben facebook kullanmıyorum.
- Sen ne biçim bilgisayarcısın??
- Nasıl?
- Telefona nasıl msn yükleniyo?
- Ben telefon uzmanıyım ya...
- Efendim...
- Sabır...
Benim burda kızdığım şey soruların şekli değil. Tabiki herkes bilgisayarı çok iyi bilmek zorunda değil. (ben de çok iyi bilmiyorum.). Bu sorularda doğal...
Benim kızdığım şey ben bilgisayar öğretmenliği okuyan bir öğrenciyim. Bizim bölümümüzde yazılım ağırlıklıdır. Daha çok paket programlar öğretilir. Donanım bizim merak ve ilgilenmemiz sonucunda öğrenebileceğimiz birşeydir. Biz örneğin biyoloji okuyanlara "bu hastalığın ilacı nedir, ya da dişim ağrıyo bi bakarmısın?" diyomuyuz? Hayır. Bu soruları doktorlardan başkasına sormam.  Peki ben neden bu soruları cevaplamayınca "ne biçim bilgisayarcısın sen?" oluyoruz.
Burdan sesleniyorum ( :) ); Öğretmenler, bilgisayar uzmanı değillerdir. Herşeyi bilmek zorunda da değillerdir. Bilenleri tebrik ederiz. Bilmeyenleri suçlamayız. Öğrenmeye meraklı olan öğretmen adayı arkadaşlarımızı destekleriz.

5 Ağustos 2008 Salı

Facebook Yeni Görünümüyle Karşımızda...

"Facebook şekil yapmış", günümüz konuşmalarının bakış açılarından birisi...
Sayfa yerleşimlerinde bir değişikliğe gitmiş. Zaten Facebook'un bu çalışmalar içinde olduğu internette dolaşan bir şeydi.
Sekmeler gelmiş, sayfa düzeni biraz genişlemiş. Kullanımının daha kolay ya da daha zor olduğu konusunda karar veremedim. Bazen kolay geliyor, bazen zor. Zaten bir kaç gündür bu yeni görünüm karşılıyor beni. Ama değişiklik her zaman iyidir.

Hayatımızın Fon Müziği

Blog blog dolaşırken ilk5 de bir "Fon Müziği Çalsın" başlıklı bir konu vardı. Onu okurken insan düşünüyor. Hayatınız Çok Güzel Hareketler Bunlar daki bir skeçteki(videoyu bulduğum zaman linki ekleyeceğim) gibi olsaydı. Tüm ruh hallerinize göre bir müzik çalsaydı.

Sevinçliyken, şöyle hareketli parçalar, (dönemin en popüler şarkılarından biri mesela)...

Üzgünken bir Apocalyptica'dan nothing else matters çalsa...

Sinirliyken, Karayip korsanları soundtrack'ından Has a Pirate çalsaya da Yüzüklerin Efendisi Soundtrack'ından Requem for a Dream çalsa... Çok ilginç olurdu gerçekten. 

Zaten yaşarken (bu tip ruh hallerindeyken) böyle bir melodi kulağınıza çalınmaz mı? Ve ya o müziği bulup sesini sonuna kadar açmak istemiyor muyuz? 

O yazıyı müzik dinlerken okuyordum. Düşününce hayatımızda sürekli bir fon müzik yok mu zaten.

İpod, mp3 player, mp3 player özelliği olan telefonlar giderek yaygınlaşırken müziği daha çok hayatımıza eklemiyor muyuz? 

4 Ağustos 2008 Pazartesi

Ben Robot....

Email kutumdaki ebültenlere bakarken bir haber dikkatimi çekti.

Haberin başlığı "Kendi yazdığı zararlı kodun kurbanı oldu" .

Haberi okuduktan sonra aklıma ilk gelen şu ileri teknolojiyi zararlı gibi gösteren bilim kurgu filmleri idi.

Ben Robot, Matrix gibi...

Bu filmleri izlerken, "yok ya bu kadar da olamaz, kendi yaptığımız teknoloji nasıl bizim kontrolümüzden çıkabilir ki?" diye düşürdüm. İşte kanıtı; böyle çıkabilir işte...

3 Ağustos 2008 Pazar

Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi

Bilgisayar ve öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü (kısaca BÖTEB) üniversitelerin eğitim fakültelerinde açılan lisanas ve lisansüstü eğitim veren bir bölümdür.

Bu bölümde okuyan öğrencilere bu bölümü nasıl tercih ettin iş bulma imkanlarını falan biliyormuydun diye sorarsanız büyük bir kısmı;

adında bilgisayar vardı yazdım,

bilgisayar öğretmenliği olduğu için tercih ettim üniversite bitince nasıl olsa açıkta kalmam,

yanlışlıkta tercih ettim hiç aklımdan geçmeyen bir bölümdü ama şimdi okurken çok memnunum gibi cevaplar alırsınız.
Bence üniversitede okunabilecek en rahat bölümlerden birisidir.
Tabiki bu yeni ders programıyla eğitim gören öğrenciler(benim gibi) için daha doğru.

BÖTE nin 2 ana amacı olduğu söylenir.
1.si ilk ve orta öretimde görev alacak bilgisayar öğretmenleri yetiştirmek.
2.si eğitim yazılımı hazırlama,tasarlama, geliştirme ... alanlarında Bilgisayar Destekli Öğretim ( Öğretim Teknoloğu, Yazılım Tasarımcısı, Yazılım Geliştirmeni, Öğretimsel Tasarım, Eğitim Teknoloğu... gibi ünvanlara sahip alanlarda) uzmanlar yetiştirmektir.

BÖTE lilerin internetteki yerlerinden bahsedersek ;
Google da bir grupları var. http://groups.google.com/group/botekurultay
Türkiye'nin BÖTEB Platformu adı altında bir siteleri var. http://www.boteb.org/
BÖTE Kurultay http://www.egebk.com/botekurultay/


BÖTE bulunan üniversiteler
Abant İzzet Baysal Üniversitesi
Adnan Menderes Üniversitesi
Afyon Kocatepe Üniversitesi
Akdeniz Üniversitesi
Anadolu Üniversitesi
Ankara Üniversitesi
Atatürk Üniversitesi
Balıkesir Üniversitesi
Başkent Üniversitesi
Bilkent Üniversitesi
Boğaziçi Üniversitesi
Cumhuriyet Üniversitesi
Çukurova Üniversitesi
Dicle Üniversitesi
Doğu Akdeniz Üniversitesi
Dokuz eylül Üniversitesi
Dumlupınar Üniversitesi
Ege Üniversitesi
Fırat Üniversitesi
Gazi Üniversitesi
Gaziantep Üniversitesi
Gaziosmanpaşa Üniversitesi
Hacettepe Üniversitesi
İnönü Üniversitesi
Karadeniz Teknik Üniversitesi
Kırıkkale Üniversitesi
Kocaeli Üniversitesi
Marmara Üniversitesi
Muğla Üniversitesi
Mustafa Kemal Üniversitesi
Ortadoğu Teknik Üniversitesi
Ondokuz Mayıs Üniversitesi
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
Osman Gazi Üniversitesi
Sakarya Üniversitesi
Selçuk Üniversitesi
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
Trakya Üniversitesi
Uludağ Üniversitesi
Girne Amerikan Üniversitesi
Yakın Doğu Üniversitesi
Yıldız Teknik Üniversitesi

Yukarıdaki linklerde üniversitelerin BÖTE bölümlerinin internet adresleri verilmiştir.
BÖTEB in sayfası olmayan üniversitelerin Eğitim Fakültelerinin internet adresleri verilmiştir.
Eksik olan üniversite varsa lütfen yorum bırakarak bildiriniz.

Derslerle ilgili ya da BÖTE ile ilgili herhangi bir soru ya da yazıda bir eksiklik bildirmek istiyorsanız lütfen yorum bırakınız.

Blog nedir??? Neden açılır???

Weblog ya da bloglar kullanıcıların herkonuda düşündüklerini, kendi fikirlerini yazdıkları internet günlükleridir.
Blog kelimesinin kökeni "web" ve "log" kelimelerinin oluşturduğu weblog dan geliyor. Blog'lar çevrimiçi birer günlük olmanın dışında tartışma grubu olarakda işlev kazanabiliyor. Normal günlüklerden en güncel konuların ve gelişmelerin takip edildiği platformlara kadar hemen her konuda bloglar bulunabiliyor.

Eğer blog unuz varsa; belki şu soruyu duymuşsunuzdur.
"neden blog açtın???" ya da "blog ne işe yarar??"

Aslında düşününce saçma bir sorudur. Çünkü insanlar bunu açmayı düşünmeselerdi, internet sitesi açmayıda kimse düşünmezdi. 
Bloglarda paylaşılan bilgiler birçok forum sitesinde de paylaşılıyor. 
Böyle olmasaydı forum siteleri popüler olur muydu??
Biraz daha düşünelim...
İnsanlar birbirleriyle fikirlerini paylaşmak istemeseydi, şu an internetteki birçok popüler site olmazdı. 
(örneğin Blogger, donanımhaber, webden ders veren siteler, 
birçok forum sitesi...)
Düşüncelerimizi biraz daha genişletelim. 
Eğer bilgileri paylaşma gibi bir ihtiyacımız olmasaydı;
internet bu kadar çok yayılır mıydı???
Tabi ki hayır...
Öyle olsaydı internet sadece devlet kurumları arasında haberleşme, ya da hizmet (alış veriş gibi) konularında işe yaradı. 
Merak ettiğiniz bir şeyin cevabını internette bulamazdınız.

Kesinlikle "neden blog kullanıyorsun" türünden bir soru sormayın.!?...

"Neler yapıyosun" ile başladı herşey....

Bugün bilgisayar başında, nette turlarken, msn den bir arkadaşımın “neler yapıyosun” sorusu üzerine kendime geldim. 

Kaç gündür neler yapıyordum? Hep aynı 10 siteyi gezdiğimi fark ettim. 

Ben bilgisayar öğretmeni adayıydım ve bilgisayar konusunda bir öğretmenin bilmesi gerekenden daha çok şey bilmeliyim diye düşünen bir böte öğrencisiydim. Peki neden hep aynı 10 siteyi geziyordum (ki bunlardan 5’i forumdur.)??? 

Yaz tatilimi neden daha faydalı işlerle değerlendirmeyip boş boş bilgisayar başında tüm forumlardaki “şu anda ne dinliyorsun” konusuna cevap yazıyordum? 

Neredeydi benim öğrenme konusunda sınır tanımayan kişiliğim. (bu alışkanlığı üniversitede kazandım)?. 

Tasarıma meraklıydım bir zamanlar…. Şimdi de oradan devam etmeliyim diye düşünerek işe başladım. Biraz HTML biliyordum, işte tam da buradan devam etmeliydim. CSS için bikaç siteye bakayım dedim. 

İşte bu noktadan sonra internet çöplüğünde turlamalarım daha mantıklı hale geldi. İlk girdiğim bir blogdu, güzel yazılar vardı, laf olsun diye değil yazarın kendi dilinden yazılmış cümlelerdi bunlar. (İşte yine bir forum konusu : şu anda ne düşünüyorsun; “Aaa benimde blogum var ama ben böyle yazamıyorum”). 
Derken blog ödülleri sayfasına denk geldim. Burada ödül almış olan bir çok farklı konudaki blogu gezdim. Gerçekten güzel bloglardı, birinden diğerine verilen linkler arasında kaybolmuş ama her seferinde daha farklı bir sayfa ile karşılaşıyordum. Opera yer imlerim gittikçe doluyordu. RSS bildirimlerim artıyordu.  


Bu blogları gezerken daha önce fark ettiğim şeyi tekrar fark ettim. Benimde blogum vardı ve saçmalamak bile olsa kendi kelimelerimi yazmalıydım. Zaten blog web günlükleri demek değil miydi? 

Yeri geldiğinde saçmalayarak, yeri geldiğinde mantıklı yazılar oluşturabilirdim. 

Daha önce ki yazılar hep başka sitelerden alıntı ya da benim çevirilerimdi. 


Artık olduğu kadarıyla web günlüğümü dolduracağım (kimsecikler bunları okumasa bile :) )

İşte bugün “neler yapıyosun” sorusu ile başladı her şey…
…. 


Bu yazıyı yazdıktan sonra yeni blog da yenniden bir başlangıç yapmak gereğini duydum...

işte yeni blogum web sakini...